DOOM, FPS oyun kültürünün efsaneleşmiş bir serisi, bunu herkes biliyordur. Bense nedendir bilinmez ismini çok sık duysam da seriye bir türlü başlayamadım. Bir gün bu oyunu bir arkadaşımın konsolunda denedim ve açıkçası çok beğendim. Sonra indirim dönemi geldi Steam kütüphaneme çat diye ekledim ve oynayıp bitirdim. İncelemeyi yazmak için 1 sene kadar geç kaldım ama olsun, çoğu şey hala aklımda. 2016 model DOOM seriye hızlı bir reboot atarak güncel bir DOOM deneyimi yaşatmayı amaçlamış, serinin son oyunundan tam olarak 12 sene sonra çıkmış bir yapım. Bakalım oyun hakkında neler düşünüyorum, lafı uzatmadan doğruca incelemeye geçiyorum.
Hikaye ve Karakterler
DOOM, ezelden beri bir lore’u olsa da hikayesinin ön planda olmadığı, başka bir deyişle “önünde kim varsa öldür, başka hiç bir şey düşünme“ kafasında bir oyun. O yüzden ne hikaye ne de karakterler gram umurumda olmadı bu oyunda. Doomguy bile oyunun başında ekrandan konuşan Dr. Samuel Hayden’a afedersiniz bildiğiniz s*ktir çekip bir kenara fırlatıveriyor. İlk gördüğümde gülmekten yarılmıştım. O yüzden lore, hikaye ve karakter gibi detayları incelemek gibi bir derdim yok. Direkt geçiyorum oynanışa.
Oynanış
Hiç konuyu uzatmıyorum ve şunu söylemek istiyorum, DOOM yağ gibi akıyor. Neden akıcı olduğuna tek tek değinmek gerekirse, öncelikle animasyonlar bol ve akıcı. Kullandığınız silaha göre verdikleri tepkiler çok iyi, Glory Kill animasyonları şov yapıyor resmen. Düşmanların farklı silahlara zayıflığının bulunması bizi farklı silahları kullanmaya itiyor ve oynanış kendini tekrar etmiyor. Silah çeşitliliğinden bahsetmeye gerek bile yok, bir de her silah için iki tane değiştirilebilir modun olması silah çeşitliliğine x2 atarak katlanmasını sağlıyor. Vuruş hissiyatı çok iyi, bir de yukarıda bahsettiğim animasyonlarla beraber daha oturaklı bir oynanış deneyimi sunuyor oyun. Oynanış için eksi sayabileceğim bir kaç durum var. Bunlardan ilki oyunun uzunluğunun sunduğu yeniliğe nazaran biraz fazla olması, bir noktadan sonra sıkıldım bu yüzden. İkincisi bosslar açıkçası tasarım olarak kötü olmasa da ilgi çekicilik açısından biraz hayal kırıklığına uğrattı beni. Üçüncüsü ve sonuncusu ise silah modlarını ve upgrade materyallerini bulmaya çalışmak oyunun akıcılığını baltalıyor. Bunlar öyle büyük eksiler değil ama oynarken benim biraz tadımı kaçırdığı için söylemek istedim. Kısaca oynanış tatmin edici, akıcı ve sürükleyici.
Teknik Detaylar
Oyunun grafikleri oldukça iyi, kaplamalar ve ışıklandırmalar oldukça başarılı. Dış mekan tasarımları ilgi çekici olsa da iç mekan tasarımları kendini tekrar ediyor. Oyunun optimizasyonu Metal Gear Solid 5 ile yarışır, hiç bir yerde 60 FPS altına düştüğümü hatırlamıyorum. Herhangi bir bug, kasma, donma yaşamadığımı belirtmem gerek. Oyunun ses tasarımları oldukça iyi. Son olarak müzikler ise mükemmel, buradaki tüm övgüler Mick Gordon’a gidiyor. BFG Division, Harbinger ve diğer soundtrackler beni benden alıyor.
Kapanış
Lafı toparlayacak olursam DOOM; hikayesini umursamadığım, oynanış ve müziklerine bayıldığım bir oyun oldu. Kafa dağıtmak için birebir. Ben oyunu çok ama çok beğendim, tabi daha sonra benim için tahtı DOOM Eternal’e kaptırıyor ama bana yaşattığı eğlenceli saatleri çöpe atamam. Eğer ki hiç DOOM oynamadıysanız bu oyun güzel bir başlangıç, oynayıp deneyebilirsiniz. Benden buraya kadar, incelemeyi okuduğunuz için teşekkürler.
Devamını oku...